Ana sayfa Rehberlik Kitap Okumanın Önemi

Kitap Okumanın Önemi

224
0

KİTAP OKUMANIN ÖNEMİ :

BİR AYET:

       “Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler(den bazısı) onu, hakkını gözeterek okurlar. Çünkü onlar, ona iman ederler. Onu inkâr edenlere gelince, işte gerçekten zarara uğrayanlar onlardır.” (2/121)

BİR HADİS:

       Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Resûlullahsallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kim ilim tahsil etmek için bir yola girerse, Allah o kişiye cennetin yolunu kolaylaştırır.”

KİTAP OKUMA VE BİZ

       1933 Nazi Almanyasında, muhteşem kitap yakma törenleri yapıldı. Ancak anlaşıldı ki: “Kitapların yakıldığı yerde bir müddet sonra insanlarda yakılır.”
       Meşhur Çiçero, bütün hayatı şu bir tek cümle ile özetleyiverdi: “Bir bahçen ve bir kitabın varsa hiçbir eksiğin yok demektir.”
       Çiçeronun sözüyle alakalı bir Afrika atasözü var: “Kitap, cepte taşınan bir çiçek bahçesidir.”
       Kitap ömrü uzatmanın en iyi ilacıdır.  Kim ki kitapsever ve okursa, onun yaşayışı dolu, zengin ve uzun olur. Zira insanın baş düşmanı boşluk ve tembelliktir ki; bu da stresleri doğurur. Streslerse insanın ölüm alarmlarıdır. Bundan kurtulmanın yolu kitap okumaktır.
      Okumayı okul ve meslek kitabı ölçüsünde sınırlayan, beyin kapılarını bunun dışındakilere kapayan insan, kabuk bağlar, çevresi ile ilişkisi de bu kabuğun delikleri ile sınırlıdır. Kendini yenilemenin sırrı ise kitaplar arasında dolaşıp onların arkadaşlığını sağlamakla mümkündür. 
       Faydalı kitap okuyan bir insanın ufku genişleyeceğinden, bağnazlıktan uzak ve müsamahalı olacağı da şüphesizdir. Bir kitapsevere, kitaplığının önünde durarak: “Bunların hepsini okudun mu?” demek, ham ruhluluktur. Her kaynak kitap okunmaz. Yeri ve zamanı geldikçe onlara bakılır ve istifade edilir. Çünkü kitaplar bir hayat boyu bitirilmeyecek kadar çoktur. Bu bakımdan en faydalıların içinden en lüzumlu olanların seçilip okunması gerekmektedir. 
       Okuyup anlama zahmetinde bulunmadan bazı kitap ve dergileri de anlaşılmıyor, diye bir tarafa atan ve itenlere bir çift sözümüz var!.. “Ucuz etin yahnisi yavan olur”. 
       Kitap okumanın ne kadar ehemmiyetli olduğunu anlamak ve anlatmak ancak okuyan insanların anlayabileceği bir şeydir. Nitekim James Howell: “Dünyayı yöneten, kalem, mürekkep ve kâğıttır” diyor, haksızda değil.
       Son bir ikaz: İnsan, anlamadığını düşünerek okumaktan ve dinlemekten vazgeçerse bazı hakikatleri hiçbir zaman anlayamaz; fakat her gün tek kelime bile öğrense birkaç sene sonra hatırı sayılır büyüklükte bir kelime hazinesine sahip olur. Dahası, insan belli bir yaştan sonra öğrendiği kelimeleri bilse ve onlarla karşılaştığında anlasa dahi, onları kendine mal etmenin ve ihtiyaç anında rahatça kullanabilmenin yolu, küçük yaşta onlarla tanışmış olmaktan geçmektedir; aksi halde, o kelimeler onun cümleleri arasında birer emanet gibi durur. 

ZAMANIN KIYMETİ

       Biz hep zamandan şikâyet ederiz. Bir de zamanın dili olsaydı da konuşsaydı, acaba o kimden şikâyet ederdi? 
       Hayatımızda ne yazık ki öylesine boş ve zararlı uğraşlar vaktimizi çalıyor ve günümüze hâkim oluyor ki buna üzülmemek elde değil. Ve üstelik çalınan, zaman değil hayatımızın ta kendisi. 
       Çağımıza baktığımızda; belki dünya ve insanlık tarihinde en çok oyalama araçlarının, sergilendiğini (hatta ortaya saçıldığını) görüyoruz. 
       Genç ve diri kalmanın, sağlamca yere basmanın tek yolu ZAMANI SANİYELERİNE KADAR YERLİ YERİNDE KULLANMAK olsa gerek. 
       Her sabah kalktığımızda defterimiz 24 saatle doldurulur: evet tam 24 saat.  Aslında düşündüğümüzde oldukça uzun bir zaman.  Ve bu 24 saat, hal diliyle bizlere derki; “Ey âdemoğlu! Ben yeni bir günüm ve senin davranışlarına şahidim. O halde beni iyi şekilde kullan. Çünkü kıyamet gününe kadar bir daha geri gelmeyeceğim” 
       Peygamber Efendimiz de bir hadisinde şöyle buyurur: “İKİ NİMET VARDIR. İNSANLARIN ÇOĞU BUNDA ALDANMIŞTIR: SIHHAT VE BOŞ VAKİT” 
       Biz dursak da yürüsek de, uyanık olsak da uyusak da zaman akıp gidiyor. Ömür bitiyor. Sayılı nefesler sayıca azalıyor, tükenmeye doğru gidiyor. 
      Ve ömrümüzün uzunluğunu, daha yaşanacak ne kadar zamanımız olduğunu bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var ki o da: Her insan ölümü tadacaktır…

Okumak, insan için en kolay ve en etkili öğrenme yoludur. Gelişmiş ülke toplumları, sahip oldukları bilgilerin % 60’ını bu yolu kullanarak edinmişlerdir. Geri kalmış toplumların karşılaştıkları sorunların birçoğunun kaynağında ise eğitimsizlik yer almaktadır. Geri kalmış toplumlarda kişiler, okuyarak geçirebilecekleri zamanı çoğunlukla yararsız işlerle harcamaktadırlar. Okumanın önemini kavrayamamış toplumlar dünyanın en az gelişmiş toplumlarıdır. Ülkelerin gelişmişlik düzeyi okuma oranıyla doğru orantılıdır.

Kitapla yetişen nesiller başarı dolu ve iyi yetişmiş olacaktır. Kendisini yetiştirmiş, okuyan fertlerin günlük sohbetleri bile farklıdır. Kitap okumanın sınav hazırlığına da katkısı vardır. Kitap okuyan ve okuduklarını çok iyi değerlendirebilen öğrenciler diğer öğrencilere göre çok daha başarılı olmaktadırlar.

Kitap okumanın zihni gelişmeye katkısı aslında anne karnında başlar. Anne karnındaki bebek 6. ya da 7.aydan itibaren dış dünyayı işitebilir. Kendisine kitap okunan çocukların dil gelişimi sağlıklı olmaktadır. Kitap okunan ve kitap okuyan çocukların düşünceleri, diğer çocuklara göre çok daha zengin olur. Kitap okuyan çocukların iletişim kapasiteleri artmaktadır. Okuma, çocuğun kelime hazinesini de arttırmaktadır.

Birçok aile, çocuklarının kitap okumamasından şikayetçidir. Kitap okurken sıkılan çocuk, nedense saatlerce televizyon ya da bilgisayar karşısında kalabilir ve nedense sıkılmaz. Bilgisayarda oyun oynayarak, televizyon seyrederek büyüyen çocuklarımız gittikçe okuma isteklerini yitirmekte ve okumanın sağladığı imkandan mahrum kalmaktadırlar. Karakter gelişimi, bilgiyi ve araştırmayı seven insanların yetiştirilmesi ile mümkün olur. Çocukların, kendilerini okuyarak yetiştirmeleri gerekir. Çünkü eğitim sürecinde çocuklara her şey anlatılmaz, yani buna imkan yoktur. Yanlış bilgi ile doğru bilgiyi ayırabilen kişilerin sayısının artması için, kişiye çocukluktan itibaren kitap okuma alışkanlığının kazandırılması gerekmektedir. Kitap okuma alışkanlığı olan çocukların eğitim süreçleri de çok daha başarılı olmaktadır. Buda anne – babaların işlerini kolaylaştırmaktadır. Kitap okumayan nesillerin fikir üretme kabiliyetleri körelmektedir ve başarılı bir iletişim kuramamaktadırlar.

Çoğunlukla iş sonrası – okul sonrası ya da evde televizyon karşısında amaçsızca, elimizde kumanda kanal kanal dolaşarak boşa geçirilen zamanlar kitap okuyarak geçirilebilecek en verimli zamanlardır. Yine bunun gibi tren, otobüs, taksi, uçak gibi ulaşım araçlarında seyehat ederken de kitap okuyabiliriz ve zorunlu olarak geçen bu boş zamanları değerlendirebiliriz. Sahip oldukları her boş anda yanlarında bulunan kitabı okuyan batılılar ve uzak doğulular, kitap okuma alışkanlıkları ile göz doldurmaktadırlar. Ne yazık ki, biz onlar gibi olamadık hala.

Gazete ve dergilere oranla çok daha kapsamlı bilgi içerir kitap. Kitaplar, hakikaten çok faydalıdır. Bazılarına pahalı gelir kitap. Ama aynı kişiler mevzu sigara, maç, oyun, eğlence vb. olunca çok rahat para harcayabiliyor. Üstelik bu miktar, kitaba verilecek olanın kat kat fazlasını bulabilmektedir. Kitap, bize kattıklarını düşünürsek hiçte pahalı değil. Kitap okumak ve çevremizdekileri de teşvik etmek bizim için toplumsal bir görevdir. Toplumsal kalkınma ancak toplumsal bilinçlenme ile mümkündür

“Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi bizi uyarmıyorsa ne işe yarar?”
Franz Kafka

“Okuduğumuz eser, sizi fikren yükseltip, içinizi iyi duygularla doldurmalıdır.”
Alexandre Pope

Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça, muharebe meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır.” M. Kemal ATATÜRK 

-makaleden alıntı-

CAHİLE SÖZ ANLATMAK ÇORAK TOPRAĞA TOHUM EKMEK GİBİDİR
Okumak öylesine kazanımları yüksek ki belki birçoğumuz bunu algılamakta bile güçlük çekiyoruz. Okumak aynı zamanda kişiler arası yardımlaşma duygusunu da geliştirir. İnsan öğrendiği bilgileri elbette birilerine anlatıp onların da bir şeyler öğrenmesini sağlayacaktır. Eğer elde edilen bilgiler paylaşılmaz ise bilgi gelişimi yeterince sağlanamayacaktır. Zaten paylaşılmayan bilgi, bilgi değildir. Bilgi paylaşıldıkça anlamı daha da kuvvetlenir. Bir düşünürün dediği şu “Ekmeği paylaşmak ekmekten daha lezzetlidir.” Sözü paylaşmanın önemini daha açık ortaya koymaktadır.

90 yaşındaki bir kişiye “Neden bu yaşında kitap okuyorsun?” diye sorulan soruya verilen cevap hepimizi geçen her anımızı tekrar gözden geçirmemiz konusunda bir kez daha uyarmaktadır: “Beynimi geliştirmek için kitap okuyorum. Ayrıca kitap okumak dağlara tırmanmama yardımcı oluyor. Yoksa tırmanacağım diğer zirveleri dağlara tırmanmadan görebilmem mümkün değil.” Okumak, insanın ufkunu açarak, sığ düşünceden uzaklaştırır. Okuyan insan çevresiyle daha barışık bir kişi haline gelir ve toplumda sıkıntılar, problemler yaşandığı zaman bunları medeni bir şekilde çözüme kavuşturur. İnsan okumakla olgunluğa erer. Çünkü okumak ruhun gıdası, olgunlaşmanın temel kaynağıdır. 

Yapılan bir araştırmanın sonucuna göre:

• Kitap Türkiye’de ihtiyaç maddeleri sıralamasında 235 inci sırada yer alıyor.

Japonya’da toplumun yüzde 14’ü, ABD’de yüzde 12’si, İngiltere ve Fransa’da yüzde 21’i düzenli kitap okurken, bizim ülkemizde sadece yüzde 2-3’ ü düzenli kitap okuyor.

Türkiye’de günde ortalama beş saat televizyon seyredilirken, kitap okumaya yılda sadece on altı saat ayrılıyor.

8 milyon Azerbaycan’da kitaplar ortalama 100 bin tirajla basılırken, 75 milyona yakın Türkiye’de bu rakam ortalama 4 bin – 6 bin dolayında. Çünkü Türkiye’de okuma alışkanlığına sahip kişilerin sayısı 70 bin civarında. 

Japon yılda ortalama 25, İsviçreli 10, Fransız 7 kitap okurken, Türkiye’de bir kişi  yılda bir kitap okuyor.  

Türkiye’de dergi okuma oranı yüzde 4, gazete okuma oranı yüzde 22, radyo dinleme oranı yüzde 24, televizyon izleme oranı yüzde 95.

 • Birleşmiş Milletler’in insani gelişim raporunda ülkeler kitap okuma oranına göre sıralanmış ve Türkiye 173 ülke arasında 86’ıncı sırada.

 • Japonya’da yılda 4 milyar 200 milyon kitap basılıyor. Türkiye’de sadece 23 milyon.

 • Japonya’da kişi başına düşen kitap sayısı yılda 25, Fransa’da 7, Türkiye’de ise yılda yaklaşık 10 bin kişiye 1 kitap düşüyor.

 • Türkiye’de yüksek öğrenim görenlerin oranı 1965’e göre 14 kat arttı. Ama Yüksek Öğrenim mezunlarının kitap okuma oranı 1965’in de altında kaldı.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here