Ana sayfa Uncategorized Yeteneksiz Çocuk Yoktur, Keşfedilmemiş Çocuk Vardır

Yeteneksiz Çocuk Yoktur, Keşfedilmemiş Çocuk Vardır

116
0

Yetenek birçok tanımı olan bir kavram. Ama en genel ifadesi ile; bireyin kalıtımsal olarak getirdiği, bir işi yapabilme derecesini belirleyen sınırlardır. Bir nevi yeteneklerimiz bizim için bir sınır çiziyor, çerçeve oluşturuyor.


Bunu bir örnekle somutlaştıralım. Rubik küpü hepimiz biliriz. Hani şu zeka küpleri. “Zeka küpü” denmesinin nedeni yapabilen kişinin zeki olduğunun düşünülmesinden kaynaklanır. Oysa bu küpün yapılması, tamamen pratik ve ezberden geçer. Yani sistemdeki sınavlar gibi. Zekadan çok ezbere dayanır.

İki kişi düşünelim, İkisine de birer rubik küp (zeka küpü) verelim. Bunlardan birincisi çok kısa sürede yaptı. İkincisi ise uzun süre uğraştı ama bir türlü yapamadı. Bu durumdan yola çıkarak birincinin rubik küp konusunda daha yetenekli olduğunu söylemek doğru olur mu? Bunu kesin bir cevap vermek zor. Ama birincinin rubik küp konusunda yetenek sınırlarını genişlettiği çok açıktır.

Peki birinci nasıl daha hızlı çözdü?

Bunun için birçok teori ortaya atılabilir.  Örneğin genetik kodlarında bu alana yönelik önemli bir yetenek olabilir.Ya da bu kişi küçük yaştan itibaren verilen küple daha çok pratik yaparak kendi yetenek sınırlarını genişletmiştir.

Genleriniz de ne kadar muhteşem bir müzisyende yatsa elinize ilk kez aldığınız bir enstürman ile harikalar yaratmak pek olası değil gibi…

Yeteneğin sınırları arttırılabilir, o çerçeve genişletilebilir. Ancak bunun için çok fazla vaktimiz yok. Çünkü bu gelişim çocukluk dönemi ile sınırlıdır. Peki bunu nasıl yapabiliriz?

1- Çocuğa zengin bir ortam sunmak


Bir çocuğun yeteneklerini keşfetmesi için zengin bir çevreye sahip olması gerekir. Yeteneklerini sınayabileceği, tartabileceği ortamlara girmesi önemlidir. Belki şu an muhteşem bir beyzbol oyuncusu olabilirdin. Ama hiç beyzbol oynamadın değil mi? Yeteneğin var mı bilemeyiz. İşte anlatmak istediğim tam da bu. Bir çok çocuk sistem içinde yeteneksiz damgasıyla yok oluyor. Bunun önün geçmek onu keşfetmekle olabilir sadece.

2-Onu aşağılamamak ve aşırı övmemek

Bir çocuğu aşağılamak o işten uzaklaşmasını, aşırı övmek ise o işe karşı göstereceği gelişme isteğini kaybetmesine neden olabilir. Sonuç olarak ikiside onun gelişimini durdur. Bunun yerine onun yaptığı yanlışlar ve doğrular üzerine onunla konuşmak daha iyi sonuçlar verecektir. Bu onun kendi sınırlarını daha somut şekilde görebilmesi için önemlidir. Böylece eksiklerini ve kuvvetli yanlarını görebiliri

3-Sonuca değil, çabayı övgü de bulunmak


Bir çocuğun yaptığı işin sonucuna yorum yaparsanız onu sonuca odaklamış olursunuz. Örneğin bir gün çocuğunuz zevk aldığı için resim yaptı. Siz de “Ne kadar muhteşem bir resim!” yorumunda bulundunuz. Bu durumda onu “muhteşem resimler” yapmaya itmiş olursunuz. Bunun yerine “Bu resmi yapmak çok emek istiyor gibi. Senin de bu emeği göstermiş olman harika” gibi bir yorum yaparsanız çocuğumuzu daha çok emek vermeye davet etmiş oluruz.

4- Grafikler oluşturmak

Çocukların soyut düşünme becerisi yaklaşık 11-12 yaşlarında oluşmaya başlar. Onun yaptığı etkinlikleri grafiklerle somutlaştırmak ona kendini tanıtma açısından çok önemlidir. Örneğin bir resim yaptığında kullandığı renkler üzerine bir grafik oluşturabilirsiniz, yaptığı spor dalında performansı hakkında bir grafik oluşturabilirsiniz ya da bir müzik enstürmanı çalımı sırasında notalara basma sayısı hakkında bir grafik yapabilirsiniz. Bu hem çocuğunuzun kendi yetenek ve sınırlarını görmesini, bir önceki aktiviteyle arasında ki farkı ortaya koymaya, gelişimini somut olarak görmesini sağlar. Tüm bunların yanında sayısal ve görsel zekasını desteklemekte de önemli bir etkiye sahiptir.

5-Onun aktivitelerine katılmak


Bir çocuğun en büyük pratik arkadaşı anne ve babasıdır. Bir baba kızıyla bale yapmalı, bir anne oğluyla futbol oynamalıdır. Bu hem aranızda ki bağı güçlendirecek, hem onu daha iyi gözlemlemenizi sağlayacak. Çocuğunuz, büyük arkadaşıyla aktivite içine girmekten büyük keyif alacaktır.

6- Öğrendiklerini size öğretmesini istemek

Her öğretmen bilir ki en iyi öğrenme, öğretmektir. Karşınızda ki kişiye bir konuyu öğretirken kendi bilgilerinizi analiz edersiniz. Karşınızda ki kişinin soruları sizi kendi doğrularınızda geziye çıkarır. Bırakın o kendi bilgilerinde size öğretirken yolculuk etsin. Arada bilerek yanlışlar yapın ki doğrularının iyice yerleşmesini sağlayın..


Unutulmamalı ki bir çocuğun sınırlarının gelişimi bizim sorumluluğumuzda. Ve unutulmamalıdır ki;
Yeteneksiz çocuk yoktur,
 keşfedilmemiş çocuk vardır!
Bonus: Konuyla ilgili bu videoyu izlemekte fayda var:


Facebook'ta Paylaş

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here