Ana sayfa Birlikte Yaşama ve Kardeşlik Birlikte Yaşama ve Kardeşlik – Genel Şiir , Yazı , Yapılabilecekler

Birlikte Yaşama ve Kardeşlik – Genel Şiir , Yazı , Yapılabilecekler

175
0

TANIM

Aynı anne ve babadan doğanlara kardeş denir. Kardeş, anne ve baba birlikteliğinin bir ürünü olduğu için, yakınlık, beraberlik, dostluk; kısacası huzurlu ve sorunsuz bir hayatın sürdürülebilirliği anlamına gelir. Bu bakımdan, kardeşlik kavramı bazen aynı anne ve babadan olmayı ifade derken, bazen de insanların, aynı anne ve babadan doğma gibi yakın olmasını temenni edişi ifade dene kavram olarak kullanılır. Bu yönüyle kardeşlik kavramı, birlik, beraberlik, dostluk ve iyi ilişkilerin hedeflendiği bir yaşam biçimidir.

Dostluk ve kardeşlik, hayata dair benzer bakış açıları olan insanların kurduğu arkadaşlıktır. Bir zorunluluk olmaksızın ve menfaat gözetmeksizin birbirine destek olmak, karşılıklı güvene ve saygıya dayalı yakınlıktır. Birbirine zor anlarında yardım edebilmek, vefalı, sırdaş ve gönüldaş olabilmektir.


PANOLARA ASILACAK GÜZEL SÖZLER

Kuşlar gibi uçmasını, balıklar gibi yüzmesini öğrendik; ama bu arada çok basit bir sanatı unuttuk: Kardeş olarak yaşamayı .          (Martin Luther King

 Evet arkadaşım! Gülmek varken, surat asmak niye? Güldürmek varken, ağlatmak niye? Güzel sözler söylemek varken, kalpleri kırmak niye?.

Hiçbiriniz kendi nefsi için istediğini (mü’min) kardeşi için de istemedikçe tam mümin olamaz.                                            ( Buhârî, Müslim )

“Dost, onunla birlikteyken olduğun gibi görünebileceğin, ruhunun tüm gizliliklerini ona anlatabileceğin biridir.             ( Jean Jacques Rousseau)

 Yüz dost az, bir düşman çoktur.                  (Kızılderili atasözü)

Aynı dili kullananlar değil, aynı duyguları paylaşanlar daha iyi anlaşırlar.         

                                                                                                    (Mevlana)

Arkadaş , insanın kendisine verdiği hediyedir.                            (Stevenson)

 Dost sanma şanlı vaktinde dost olanı, Dost bil gamlı vaktinde elinden tutanı
(Atasözü)

Dost içten ağlar, dıştan güler,düşman ise dıştan ağlar,içten güler
                                                                                                   (Atasözü)
“Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz”                       (Yunus Emre) 

 “Yurtta sulh, cihanda sulh”                                              ( Mustafa Kemal Atatürk)


ÖRNEK DAVRANIŞLAR

Dargınlar varsa onları barıştırmak için harekete geçmeli,

Kendi arkadaşlarımızla iyi geçinmeliyiz ve her yerde bu kardeşlik havasının oluşması için çaba göstermeliyiz.


ÖRNEK ŞAHSİYETLER

Örnek insanların hayatları ve yaptıkları araştırılıp anlatılabilir.


İ BÜLTENİ

Sevgili Velimiz Merhaba,

Sizler de Dostluk ve Kardeşliğe önem veren çocuklar yetiştirmek istiyorsanız;

 –  Çocuğunuza arkadaşlığın önemini anlatan yazılar ve hikayeler okuyun.

–  Çocuğunuz kendine arkadaşlar edindiğinde onu destekleyin.

–  Sevdiği arkadaşlarını eve davet etmesine izin verin.

–  İyi bir arkadaşlık için neler yapması gerektiğini ona anlatın; arkadaşlarına saygılı olmasını, onları dikkatle dinlemesini söyleyin.

–  Çocuğunuzu sosyalleşebileceği ortamlara yazdırın. Bunlar spor faaliyetleri, müzik toplulukları, öğrenci kulüpleri, veya izci grupları olabilir.

–  Çocuğunuza dostluk ve arkadaşlığın arasındaki farkı anlatın.

–  Arkadaşlarını küçümsemeyin, yargılamayın. Bu durum çocuğunuzu incitir.

–  Ailesi ve arkadaşları arasında seçim yapmasını istemeyin.

–  Yanlış arkadaş seçimlerinde çocuğunuzu arkadaşından koparmaya çalışmayın. Bunun yerine arkadaşındaki yanlış olan davranışı nasıl düzeltebileceğiniz konusunda çocuğunuzla fikir alış verişinde bulunun.

–  Çocuğunuzun arkadaşları ile yaşadığı sorunları büyütmeyin. Sorunu arkadaşı ile birlikte kendisinin çözmesi gerektiği konusunda teşvik edici olun.

–  Çocuğunuzun duygu ve düşüncelerini anlatmasına imkan tanıyın. Onun da başkalarını dinlemeyi bu şekilde öğreneceğini unutmayın.

–  Arkadaşlarının sorunlarına karşı duyarlı olmasını söyleyin.

–  Çocuğunuza güvenin. Güvenilir insan olmanın kıymetini sizinle öğrenecektir.

–  Arkadaşlarına saygılı olması gerektiğini de ona saygı duyarak sizler öğreteceksiniz. Unutmayın; arkadaşlarına, onların farklılıklarına, değerlerine ve özelliklerine saygı duyması onu iyi bir DOST yapacaktır.


YARIŞMA

Şiir, kompozisyon, afiş ve resim yarışmaları düzenlenebilir.


ETKİNLİK

 

Sevelim sevilelim

Dünya kimseye kalmaz

Yunus Emre

 

UYGULAMA: Yukarıdaki söz üzerine birkaç dakika konuşulur. Öğrencilerin kompozisyon kurallarına uygun olarak bir yazı yazmaları istenir. Gerekirse ev ödevi olarak verilebilir.

DEĞERLENDİRME: Yazma çalışmaları gönüllü öğrencilere okutulur.


KISA KISA

İnsan olmanın en büyük özelliği ve insanın en önemli görevi, karşısındaki insana iyi davranmak, hatalarından dolayı affedici olmak, hoşgörülü davranmak ve bütün insanlığın huzuru ve mutluluğu için çalışmaktır.

Türklerin kurdukları devletlerin temeline bakıldığında devlet içinde kesinlikle insanın insanı sömürmesi gibi bir yanlışlık görülmez. Aksine dünya ülkelerinin birçoğu daha düne kadar, hatta bugün bile başka milletleri sömürge olarak kullandıklarını görüyoruz.
Türk milleti, Sevelim sevilelim/ Dünya kimseye kalmaz diyen Yunus Emre’nin yolunda yürümüştür yüzyıllar boyunca.

Atatürk de, Yurtta sulh, cihanda sulh diyerek insanlar arasındaki kardeşliğin barış temeline dayandırılmasını tavsiye etmiştir.

İşte bu gerçekten yola çıkarak, 28 Nisan ve 4 Mayıs tarihleri arası “Kardeşlik Haftası” olarak ilan edilmiştir.

Kardeşlik Haftası dolayısıyla dargınlar varsa onları barıştırmak için harekete geçmeli,kendi arkadaşlarımızla iyi geçinmeliyiz ve her yerde bu kardeşlik havasının oluşması için çaba göstermeliyiz.


ŞİİR

SEVGİ KARDEŞLİK ŞİİRİ
Bütün insanlığa huzur getiren
Birisi sevgidir biri kardeşlik
Savaşı kavgayı kini bitiren
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Gûş verelim ataların sözüne
Gel girelim insanlığın izine
Paha biçilmeyen iki hazine
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Sevgi bir nimettir sevgi mayadır
Kardeşlik doğuştan bize payedir
Bunlar kararmayan iki ziyâdır
Birisi sevgidir biri kardeşlik

İnsana insanca değerler biçen
Mutluluk bahşedip neşeler saçan
Barışın dostluğun yolunu açan
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Mal yalan mülk yalan bu dünya yalan
Deden oyalandı sende oyalan
Kanayan yarayı saracak olan
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Bakmaz mısın aşkla yanan bu cana
Can kurban eylemiş o yardan yana
Bize salık vermiş Yunus, Mevlana
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Yaratan yaratmış yapmış imarı
Güzellik nakşından çekmiş timârı
Geleceğin iki büyük mimarı
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Gelin yaşayalım hoşgörü ile
Zehir çalmayalım bal olan dile
Gönül birliğine iki vesile
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Erdemli insanın varıp erdiği
Deste deste gonca güller derdiği
SADIK MİSKİNİ’nin değer verdiği
Birisi sevgidir biri kardeşlik

Sait Küçük


Kardeşlik Yara Almasın
Yüce halkım kalk ayağa
Meydan zalime kalmasın
Böyle günde birlik olun
Kardeşlik yara almasın

Hep kardeşiz hep vatandaş
Bir olalım bacı kardaş
Cehaletle edek savaş
Kardeşlik yara almasın

Kan tahlili yapmayalım
Sağa sola sapmayalım
Sıkı tutun kopmayalım
Kardeşlik yara almasın
Güner Kaymak


KARDEŞLİK

Soframızdaki yemeği paylaşmak

Okul yolunda beraber koşmak

Askerde aynı safta savaşmak

Bu yaşamın adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Güler iken, ağladı diye ağlamak

Derdini derdin bilip çağlamak

Merhem olup, yaraları dağlamak

Bu ilacın adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Onun yok, benim var diye üzülmek

Ne yapabilirim diye çözülmek

Varlıkta değil de yoklukta bilmek

Bu çözümün adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Gül kardeşine gülleri sunmak

Oturup onunla yarenlik yapmak

Elini tutup, göz göze bakmak

Bu güzelliğin adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Kardeş kardeşin yürek bağıdır

Aynı damarda  akan kanıdır

Acı da sevinç de, dayanacak dağıdır

Bu insanlığın adı kardeşliktir, kardeşlik

 

Sünbül Bulgu


KISSADAN HİSSE

 Kardeşlik ve Şefkat

Pir Ali Aksarayi, ilme aşık bir kişi.

Okuyup okutmaktı, en sevdiği tek işi.

 

Bir gün, sevdikleriyle başlayarak sohbete,

Şöyle bir hadiseyi nakletti cemaate:

 

(Halil) ile (İbrahim) adında, çok önceden,

İki kardeş yaşarmış, birbirini çok seven.

 

Büyük olanı Halil, küçüğü İbrahim’miş.

Halil evli, çocuklu, İbrahim bekar imiş.

 

Ortak bir tarlaları varmış ki hem onların,

Geçinip giderlermiş geliriyle tarlanın.

 

Ve her sene sonunda, ne kadar çıksa buğday,

Hemen eşit olarak, ederlermiş iki pay

 

Bir yıl, ekinlerini biçip harman yapmışlar.

Buğdayları savurup, ikiye ayırmışlar.

 

Büyük olan demiş ki: (Ey kardeşim İbrahim!

Ben gidip çuvalları, ambardan getireyim.

 

Ben gelinceye kadar, sen bekle az bir zaman.

Gelmesin buğdaylara herhangi zarar, ziyan.)

 

Halil eve gidince, düşünmüş ki İbrahim:

(Ben bekar bir kişiyim, evlidir fakat abim.

 

Daha çok buğday lazım elbet onun evine.

Benimkinden bir miktar, atayım onunkine.)

 

O, abisi hakkında bunları düşünerek,

Payından, onunkine aktarmış üç beş kürek.

Halil, çuval elinde çıkagelmiş o ara.

Demiş: (Haydi doldur da, götürüver anbara.)

 

İbrahim (Peki) deyip, kendine ait olan,

Buğdaydan yüklenerek, anbara olmuş revan.

 

İbrahim ayrılıp da, gider gitmez anbara,

Şu şekilde düşünmüş, abisi de o ara:

 

(Çok şükür ben evliyim, kurulu düzenim var.

Lakin küçük kardeşim İbrahim henüz bekar.

 

O, daha çalışıp da, para biriktirecek.

Ve maddi sıkıntıyla, ev kurup evlenecek.

 

Benim böyle derdim yok, hazır evim ve eşim.

Buğdaya, benden fazla, muhtaçtır bu kardeşim.)

 

Kardeşinin hakkında, o böyle düşünerek,

Payından, onunkine aktarmış bir kaç kürek.

 

Buğdayı yüklenip de, ayrıldığında biri,

Ona, kendi payından, aktarırmış diğeri.

 

Onların bu halleri, o gün akşama kadar,

Birbirinden habersiz, sürüp gitmiş bu karar.

 

Nihayet bakmışlar ki karanlık bastığında,

Hiç azalma olmamış buğday yığınlarında.

 

Onlar, birbirlerine, böyle güzel hareket,

Edince, vermiş Allah onlara bir bereket.

 

Günlerce taşımışlar, bitmemiş buğdayları.

Dolup taşmış buğdayla, evleri, ambarları.

 

İşte, (Halil İbrahim bereketi) denilen,

Hadise, bu şekilde vaki olmuş eskiden.


Hakiki muhabbet

Birbirine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar. — Kim o? diye seslenir içerideki.

— BEN’İM, der kapıyı çalan.

— Burada ikimize birlikte yer yok, diye cevap verir öbürü. Aradan uzunca bir zaman geçer. Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını.

— Kim o? diye sorar yine içerideki.

— SEN’İM, der bu defa ve kapı ardına kadar açılır.


Hz. Mevlâna da: “Birisinin kalbinde taht kurmak, sevgisini kazanmak istiyorsanız, öylesine sevmelisiniz ki, benliğinizi bırakıp adeta o olmalısınız” diye anlatır hakiki muhabbeti. Evet! Uzun yaşamanın sırrı gönüllerde yaşamaktır. Bu işin ancak maddî imkân, para-pul, mal-mülk ile olacağını söyleyenlere şunu hatırlatmak gerekir: Gönüllerde yaşayanların pek çoğu zengin değildi. Ama dikkat edilirse, dünyaya sığmayan kralların isimleri bile unutulmuş; onlar ise hâlâ yaşıyorlar.


Mevlânâ Hazretleri, müritleriyle birlikte bir gün yolda giderken birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler. O esnada müritlerinden biri, bu güzelliğe gıpta eder ve şöyle der:

“Ne güzel bir kardeşlik örneği, keşke bütün insanlar bundan ibret alsa.” Mevlânâ Hazretleri tebessüm buyurarak şöyle karşılık verir:  “Aralarına bir kemik atıver de o zaman gör kardeşliklerini.”                                         

Vücut uzuvları bir gün kendi aralarında toplantı yaptılar. Hepsi mide için çalıştıklarından şikayetçiydiler. Halbuki, mide hiçbir şey yapmıyordu ve onlar olmadan da hiçbir şey yapamazdı. Oldukça sinirliydiler. Toplantının sonunda organlar artık midenin isteklerini yerine getirmemeye karar verdiler. Öyle ya, mide için çalışamazlardı.

Göz, ben bundan sonra seçmeyeceğim, diyor; eller, tutmayacağını; ağız, gıdaları kabul etmeyeceğini söylüyor; dişler, çiğnemekten vazgeçtiğini haykırıyor; ayak, mide için adım atmama kararını ifade ediyordu.

Dediklerini yaptı, mideyi boş bıraktılar. Fakat aradan çok geçmemişti ki, gözler bulanmaya, eller titremeye, ağız kurumaya, dişler çürümeye, ayaklar takatsiz kalmaya başladı. Görünen o ki, mide onlarsız hayatını sürdüremese de, onlarda midesiz yaşayamayacaktı.

Bir vücudu meydana getiren bütün uzuvların bir biri için çalıştığını ve böyle birliktelik olmadan yaşayabilmenin mümkün olmadığını anladılar. Demek ki, herkes birbiri için çalışıyordu ve her uzvun eksikliği hissedilecekti.

Milletler ve hatta insanlık, bir tek vücut gibidir. İnsanlar ve kurumlar o vücudun uzuvlarıdır. O vücudun sıhhati, gelişip ilerlemesi herkesin üzerine düşeni yapması ile mümkündür. Yoksa huzursuzluk, kokuşma, çürüme, anarşi ve gerileme başlar. Hiç kimse halinden memnun olmaz, hiç kimse tek başına hakiki saadeti yakalayamaz.


DÜŞÜNELİM-KONUŞALIM-TARTIŞALIM

 

Hepimiz bir toplum içinde yaşıyoruz, birbirimize saygı ve sevgi çerçevesinde yaklaşırsak kardeşlik tohumları filizlenir. Ve dünya daha bir güzel olur.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here